Gürkan Moralı

Gürkan Moralı


Koronavirüs Gölgesinde Okulların Açılması

07 Ağustos 2020 - 17:28

Koronavirüs (Covid-19) bir süredir gündemdeki yerini koruyor. Aşı bulununcaya kadar gündemi meşgul etmeye devam edecek gibi görünüyor. Hem ülkemizin hem de dünyanın bir numaralı gündemi olarak… Çünkü alınan tüm önlemlere rağmen vaka sayıları istenilen düzeye düşürülemiyor veya belli bir sayının altında tutulamıyor. Bu durumun oluşmasında kuşkusuz biz vatandaşların rolü büyük. Havalar ısınınca bizler de gevşedik ve bahar döneminde verdiğimiz mücadelemizin yorgunluğunu tatilde veya eş dostla atmak istedik. Evet yorulduk ama unutmamız gereken bir hususu göz ardı ettik: Korona virüs hâlâ aramızdaydı ve kontrollü normalleşmeliydik. Bayramda sevdiklerimize, tatilde hemşerilerimize bulaştırdık belki de. Anlayacağınız bu korona mücadelesinde hiçbirimiz masum değiliz.


 Bahar döneminde mecburen uzaktan eğitime geçen okullarımız, bir aksilik olmazsa kapılarını yeniden öğrencilere açacak. Sınıflar dolacak; öğrencilerimiz okullarına, sınıflarına, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kavuşacak. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2020-2021 eğitim-öğretim takvimi ile genelge 81 ilin valiliğine gönderilerek okulların 31 Ağustos 2020 tarihinde açılacağı kararlaştırıldı. Özel okullar ise daha erken bir tarihte faaliyetlerine başlayacak. Ancak Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Bilim Kurulu’nun görüşleri doğrultusunda uzaktan veya seyreltilmiş eğitime geçilebileceği konusunda açıklamalar yaparak farklı senaryolara hazırlıklı olduklarını da ifade etti.

 Uzaktan eğitime bahar döneminden hazırlıklıyız. Artık bu konuda aileler daha bilinçli. Ancak anne-baba çalışmak zorunda kalan aileler için uzaktan eğitim söz konusu olunca soru işaretleri oluşabiliyor. Çoğu aile için bu durum en büyük kaygı kaynağına dönüşüyor. “Çocuk evde nasıl kalacak?”, “Çocuğa kim bakacak?”, “İşten kim izin alacak?” vb. sorular ailelerin kafasını meşgul ediyor. Eğer vaka sayıları artarsa uzaktan eğitim en iyi çözüm gibi duruyor hâlâ. Her ne kadar uzaktan eğitimin verimi konusunda tartışmalar da olsa en sağlıklı yöntem olduğu konusunda şüphe yok. Seyreltilmiş eğitimde ise yüz yüze ve uzaktan eğitim harmanlanarak sunulacak. Bu hibrit eğitim modelinde haftalık ders saati azaltılarak fen, matematik, Türkçe gibi temel dersler okulda; beden eğitimi, görsel sanatlar, müzik gibi dersler uzaktan verilecek. Sınıf mevcudu ikiye bölünerek bir grup Pazartesi, Çarşamba ve Cuma; diğer grup ise Salı, Perşembe ve Cumartesi günleri okula gelecek. Bu model bir gün yüz yüze eğitim okulda, ertesi gün ise uzaktan eğitim evde olacak şekilde sürdürülecek. Hem sınıf mevcudunun ikiye bölünmesi hem de aralıklarla okula gelinmesi daha kontrollü bir eğitim-öğretim sürecinin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu yolla okulların temizlenmesi, sınıfların daha iyi havalandırılması, öğrenciler arasındaki güvenli mesafenin sağlanması, sıralara tek oturulması gibi hususlarda daha başarılı olunacaktır.

 Şu an için olası senaryolar bunlar. Gönlümüz yüz yüze eğitimden yana. Ama bu salgın süreci her şeye gebe. Belki de çok farklı bir olguyla da karşılaşabiliriz. Bakan Koca’nın dediği gibi: “Tedbir şart, tehdit devam etmektedir.” Tedbiri elden bırakmazsak çocuklarımız için her şeyi daha da kolaylaştırıp hızlandırabiliriz. Şimdiden yeni eğitim-öğretim yılının sağlıklı geçmesini temenni ederim. Umarım ki çocuklarımız okullarında sağlıklı bir yıl geçirir. 

Gürkan Moralı